TCK m. 125 Kapsamında Hakaret Suçu: Suçun Unsurları, Oluşma Biçimleri, Yargıtay Uygulaması ve Önödeme
1. Giriş
Kişilerin onur, şeref ve saygınlığı, hukuk düzeni tarafından korunan temel kişilik değerleri arasında yer almaktadır. Bu değerlerin hukuka aykırı saldırılara karşı korunması amacıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 125. maddesinde hakaret suçu düzenlenmiştir. Günlük yaşamda, sosyal medya paylaşımlarında, telefon görüşmelerinde ve mesajlaşmalarda sıklıkla karşılaşılan bu suç bakımından hangi sözlerin cezai sorumluluk doğuracağı, her somut olayın özellikleri dikkate alınarak belirlenmelidir.
Hakaret suçunun oluşması için kullanılan ifadelerin yalnızca kaba, nezaketsiz veya rahatsız edici olması yeterli değildir. Sözlerin mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadı ya da sövme niteliği taşıması gerekir. Bununla birlikte, hakaret suçunun tehdit gibi diğer suçlardan ayrılması ve suçun oluşup oluşmadığının doğru tespit edilmesi de önem taşımaktadır.
2. Hakaret Suçunun Kanuni Düzenlemesi ve Unsurları
TCK m. 125/1 uyarınca bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ya da sövmek suretiyle kişinin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılır.
Hakaret suçu seçimlik hareketli bir suçtur. Bu kapsamda suç, temel olarak iki şekilde işlenebilir:
Somut bir fiil veya olgu isnadı: Bir kişiye, onur ve saygınlığını zedeleyebilecek nitelikte belirli bir davranışın veya olayın isnat edilmesidir. İsnadın niteliği, içeriği ve bağlamı birlikte değerlendirilir.
Sövme: Mağdurun kişilik değerlerini hedef alan, onu aşağılayan veya küçük düşüren ifadelerin kullanılmasıdır. İfadenin hakaret niteliğinde olup olmadığı belirlenirken yalnızca sözcüklerin sözlük anlamı değil, kullanıldığı ortam, taraflar arasındaki ilişki ve olayın gelişimi de dikkate alınmalıdır.
Hakaret suçunun manevi unsuru kasttır. Failin, mağdurun onur, şeref ve saygınlığını hedef alan nitelikteki söz veya davranışı bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi gerekir. Bununla birlikte, ayrıca özel bir saikin bulunması genel olarak suçun oluşması için zorunlu değildir.
3. Hakaret Suçunun Oluşma Biçimleri
TCK m. 125, hakaret suçunun farklı iletişim araçlarıyla ve çeşitli koşullar altında işlenmesini düzenlemektedir.
3.1. Huzurda hakaret
Hakaretin mağdurun doğrudan algılayabileceği biçimde, yüz yüze veya mağdurun sözleri doğrudan işitebildiği bir iletişim sırasında gerçekleştirilmesi hâlinde huzurda hakaret gündeme gelebilir. Burada belirleyici olan yalnızca tarafların fiziksel olarak aynı yerde bulunması değil, hakaret teşkil eden davranışın mağdur tarafından doğrudan algılanabilmesidir.
3.2. İleti yoluyla hakaret
TCK m. 125/2 uyarınca hakaretin mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle gerçekleştirilmesi hâlinde de aynı cezaya hükmolunur. Telefon mesajları, kısa mesajlar ve elektronik iletişim araçları üzerinden gönderilen hakaret içerikli ifadeler bu kapsamda değerlendirilebilir.
Ancak ileti yoluyla hakaret suçunun oluşabilmesi için kullanılan ifadenin hakaret niteliği taşımasının yanında, mağdurun hedef alınmasına yönelik kastın da bulunması gerekir. Başkasına gönderilen bir konuşmanın mağdur tarafından tesadüfen öğrenilmesi, tek başına ileti yoluyla hakaret suçunun oluştuğunu göstermeyecektir. Böyle bir durumda gıyapta hakaret hükümleri bakımından gerekli şartlar ayrıca değerlendirilmelidir.
3.3. Gıyapta hakaret
Hakaretin mağdurun bulunmadığı bir ortamda gerçekleştirilmesi hâlinde TCK m. 125/1'deki ihtilat koşulu önem kazanır. Buna göre mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat edilerek işlenmesi gerekir.
Bu şart, hakaret içeren sözlerin en az üç kişi tarafından öğrenilmesini gerektiren kanuni bir unsur olarak değerlendirilmelidir. Dolayısıyla mağdurun bulunmadığı bir ortamda söylenen her aşağılayıcı söz, diğer koşullar gerçekleşmeden otomatik olarak cezalandırılabilir hâle gelmez.
3.4. Alenen hakaret
TCK m. 125/4 uyarınca hakaretin alenen işlenmesi hâlinde ceza altıda biri oranında artırılır. Aleniyet, sözlerin belirsiz sayıda kişi tarafından algılanabilmesine elverişli koşullarda gerçekleştirilmesini ifade eder.
Sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlarda aleniyet değerlendirmesi yapılırken hesabın herkese açık olup olmadığı, paylaşımın erişilebilirliği ve somut olayın özellikleri dikkate alınmalıdır. Her elektronik paylaşımın kendiliğinden alenen işlendiği kabul edilemez.
4. Hakaret Suçunun Nitelikli Hâlleri
TCK m. 125/3 kapsamında bazı durumlarda hakaret suçunun cezasının alt sınırı bir yıldan az olamaz. Bunlar:
- Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret,
- Kişinin dini, siyasi, sosyal veya felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından ya da mensup bulunduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı hakaret,
- Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle hakaret.
Bu hâllerin uygulanabilmesi için ilgili bentte belirtilen koşulların gerçekleşmesi gerekir. Özellikle kamu görevlisine karşı hakaret suçunda, yalnızca mağdurun kamu görevlisi olması yeterli değildir; hakaret ile görevin yerine getirilmesi arasında bağlantı bulunmalıdır.
5. Şikâyet Süresi ve Soruşturma Usulü
TCK m. 131 uyarınca kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hakaret suçu hariç olmak üzere, hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması kural olarak mağdurun şikâyetine bağlıdır. Şikâyete bağlı suçlarda, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı aylık şikâyet süresi dikkate alınmalıdır.
Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hakaret suçunda ise soruşturma şikâyete bağlı olmaksızın yürütülür. Bununla birlikte, olayın hukuki niteliği ve ilgili mevzuat hükümleri her dosyada ayrıca incelenmelidir.
6. Hakaret Suçunda Önödeme: Güncel Hukuki Durum
Hakaret suçu bakımından önemli değişikliklerden biri, 7531 sayılı Kanun ile 2024 yılında başlayan ve 7571 sayılı Kanun ile genişletilen önödeme düzenlemesidir. 7571 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle TCK m. 75/6'da yapılan değişiklik, 25 Aralık 2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.
Güncel düzenleme uyarınca, TCK m. 125'te düzenlenen hakaret suçu, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hakaret hariç olmak üzere, önödeme kapsamındadır. Böylece önödeme kapsamı yalnızca ileti yoluyla hakaretle sınırlı olmaktan çıkarılmış; maddenin diğer fıkralarında düzenlenen hakaret biçimleri de kapsama alınmıştır.
Önödeme, kanunda öngörülen şartlarla belirlenen tutarın süresi içinde ödenmesi hâlinde soruşturma veya kovuşturmanın sona ermesini sağlayan bir kurumdur. Soruşturma aşamasında ödeme yapılması hâlinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilebilir; kamu davası açıldıktan sonra önödeme hükümlerinin uygulanması gereken durumlarda ise davanın düşmesi gündeme gelebilir.
Bununla birlikte önödeme, her olayda kendiliğinden uygulanacak bir sonuç değildir. Yetkili makam tarafından kanuni koşullara uygun önödeme önerisinin yapılması ve öngörülen yükümlülüklerin yerine getirilmesi gerekir. Ayrıca TCK m. 75/6 kapsamında bulunan suçun beş yıl içinde yeniden işlenmesi hâlinde aynı suç bakımından önödeme hükümlerinin tekrar uygulanamayacağı düzenlenmiştir.
Önemli bir ayrım da şudur: Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hakaret suçu, TCK m. 125/3-a kapsamındaki istisna nedeniyle önödeme kapsamında değildir. Bu nedenle suçun hangi koşullarda işlendiğinin doğru tespiti, yalnızca uygulanacak ceza açısından değil, soruşturma ve kovuşturma usulü bakımından da belirleyicidir.
Önödeme düzenlemesinin geçmişte işlenmiş fiillere ve devam eden dosyalara uygulanması bakımından ise TCK m. 7'deki lehe kanun ilkesi ile ilgili geçiş hükümleri dikkate alınmalıdır. Anayasa Mahkemesinin 27.03.2025 tarihli, E. 2024/197, K. 2025/86 sayılı kararı da önceki düzenlemenin zaman bakımından uygulanmasına ilişkin tartışmalarda önem taşımaktadır.
7. Hakaret Suçunda “Düşünüyorum” İfadesinin Kullanılması ve Sorumluluktan Kurtulma İddiası
Hakaret suçuna ilişkin uygulamada karşılaşılan önemli sorunlardan biri, failin hakaret içeren sözlerini doğrudan bir olgu olarak ileri sürmek yerine “seni şöyle düşünüyorum”, “... olduğunu düşünüyorum” veya benzeri ifadelerle dile getirmesidir. Bu tür ifadeler kullanılması, tek başına hakaret suçunun oluşmasını engellemez. Zira suçun oluşup oluşmadığı belirlenirken yalnızca cümlenin kuruluşuna değil, sözlerin bütününe, içeriğine ve muhatap üzerinde taşıdığı objektif anlama bakılmalıdır.
TCK m. 125 kapsamında hakaret suçunun oluşabilmesi için kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadında bulunulması ya da sövme niteliğinde ifadeler kullanılması gerekir. Bu nedenle failin, hakaret niteliğindeki bir sözü “düşünüyorum” şeklinde kurması, ifadenin aşağılayıcı niteliğini ortadan kaldırmaz. Aksi yöndeki bir kabul, kişilerin hakaret içeren sözlerini düşünce açıklaması biçiminde ifade ederek cezai sorumluluktan kaçınabilmelerine yol açabilir.
8. Hakaret Suçunda İspat ve Sunulabilecek Deliller
Hakaret suçunun iletişim araçları üzerinden işlenmesi hâlinde WhatsApp mesajları, SMS kayıtları, sosyal medya paylaşımları, yorumlar ve elektronik posta yazışmaları önemli deliller arasında yer alır. Bu kayıtlar, hakaret içerdiği ileri sürülen ifadelerin içeriğinin, gönderilme tarihinin ve muhatabının belirlenmesine yardımcı olur. Ekran görüntüleri de delil olarak sunulabilmekle birlikte, mesajın gerçekliği veya gönderenin kimliği konusunda uyuşmazlık bulunması hâlinde ilgili cihazın incelenmesi ve diğer dijital verilerin araştırılması gerekebilir. Bu nedenle mesajların yalnızca ekran görüntülerinin alınmasıyla yetinilmemesi, mümkün olduğu ölçüde orijinal kayıtların ve yazışmaların bütünlüğünün korunması önem taşır.
Hakaretin yüz yüze gerçekleştiği olaylarda ise olay sırasında hazır bulunan ve hakaret içerikli sözleri doğrudan duyan kişilerin tanık beyanlarından yararlanılabilir. Bunun yanında, olayın gerçekleştiği yere ait kamera kayıtları, hukuka uygun biçimde elde edilmiş ses ve görüntü kayıtları ile tarafların beyanları da olayın aydınlatılmasına katkı sağlayabilir. Ancak ses ve görüntü kayıtlarının delil olarak kullanılabilirliği, kayıtların hangi koşullarda elde edildiği ve hukuka uygun olup olmadığı dikkate alınarak değerlendirilmelidir.
Sosyal medya aracılığıyla gerçekleştirilen hakaretlerde paylaşımın ekran görüntüsü, ilgili internet adresi (URL), paylaşım tarihi, hesabın bilgileri ve içeriğin erişilebilirlik durumu muhafaza edilmelidir. Bu deliller, hakaret içerikli ifadenin belirlenmesinin yanı sıra, olayın özelliklerine göre aleniyet unsurunun değerlendirilmesi bakımından da önem taşıyabilir. Bununla birlikte, bir hesabın belirli bir kişiye ait olduğunun veya paylaşımın sanık tarafından yapıldığının yalnızca hesap adı üzerinden kesin olarak kabul edilmesi mümkün olmayabilir. Gerektiğinde ilgili hesap ve dijital kayıtlar üzerinde inceleme yapılması talep edilebilir.
9. Sonuç
TCK m. 125 kapsamında düzenlenen hakaret suçu, kişilerin onur, şeref ve saygınlığını korumayı amaçlamaktadır. Suçun oluşup oluşmadığı değerlendirilirken kullanılan sözlerin niteliği, mağdura yöneltilme biçimi, failin kastı, iletişim koşulları ve olayın bütünü birlikte ele alınmalıdır. Her kaba veya rahatsız edici ifadenin hakaret olarak kabul edilmesi mümkün olmadığı gibi, tehdit anlamı taşıyan ifadelerin yalnızca açık bir saldırı beyanı içermedikleri gerekçesiyle değerlendirme dışında bırakılması da doğru değildir.
Yargıtay uygulaması, ifadelerin somut olayın koşullarından bağımsız biçimde ele alınamayacağını göstermektedir. Bunun yanında, 7571 sayılı Kanun ile genişletilen önödeme düzenlemesi, hakaret suçlarında soruşturma ve kovuşturma usulünü önemli ölçüde etkilemiştir. Bu nedenle hakaret suçuna ilişkin hukuki değerlendirmelerde hem suçun maddi ve manevi unsurlarının hem de güncel usul hükümlerinin birlikte incelenmesi gerekmektedir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki görüş yerine geçmez.